31 Ekim 2009 Cumartesi

KENTİN ÜÇ DÜŞMANI




Prof. Dr. Bilgin Derin
Şehir Ekolojisi Uzmanı



Ormancılık Haftasının işlendiği derste, öğretmen Osmaniyeli öğrenciye sorar: “Ormanın üç düşmanını say bakalım”. Yanıtı hepiniz bilirsiniz: “Macıklar, Tekerekler, Alibekirliler”. Bilmem doğru bilmem yanlış; Osmaniye’de bu fıkra, sülâlelerden bir veya ikisinde kimi zaman değişiklik yapılarak hâlâ anlatılır.



2009 yılına göre Osmaniye’nin kuruluş yaşı: Derviş Paşa yönetimindeki Fırka-i Islahiye’nin dağlardaki göçer ve Osmanlı idaresine baş eğmeyen aşiretleri zorunlu yerleştirmeye (iskân) uğratması ile 1865 yılında o zamanki Cebel-i Bereket (Bereketli Dağ) Sancağı’na bağlı merkezi Yarpuz olmak üzere bir kaza olarak kurulmasını başlangıç alırsak 144 yıl; bugünkü yerinde (Yarpuz yoluna yakın ve biraz ilerisinde ovadaki Kınık Bucağı olarak) varlığını sürdürdüğü 1908 yılını temel alırsak 101; Osmaniye Belediyesinin Kuruluş yılı 1887’yi temel alırsak da 122 yıldır.
Ben bugünkü yerleşim yerindeki kuruluşunu bugünkü Osmaniye için kuruluş tarihi olarak alıyorum. Zira birazdan nasıl yıkıldığını anlatacağımız Osmaniye kentinin bugünkü yerleşimi 101 yıl önceki yerdir. Karatepe Açık Hava Müzelerinde sergilenen antik Hitit kentinin ve Kastabala Antik kentinin bilinen yaşı 5000 yıl; Abbasi ve Selçuklu geçmişimiz (786-1071) ise ortalama bin yıllıktır. Ne acıdır ki bu ülkenin tarih ve coğrafya bilmeyen bugünkü torunları ve onların seçtikleri ve atadıkları; değil 5000-1000 yıllık; 100 yıllık geçmişlerine bile sahip çıkamamakta ve onu koruyamamaktadırlar.



Birkaç gazeteci arkadaşıma benim eski İlçe Trafik Müdürlüğü binası olarak kullanılırken tanıdığım, aslında bugünkü Osmaniye Müzesi olan eski valilik ve ondan önce de kaymakamlık binasından önce, Osmaniye’nin en eski kaymakamlık binası olan, önünde çok yaşlı iki palmiye ağacının bulunduğu ve şimdi yerinde il özel idaresi işhanı bulunan son Cebel-i Bereket valisinin lojmanının resmini ve Enverül Hamit Camii yanındaki Kurtuluş Savaşı şehitliğinin eski halinin resmini aradığımı söyledim. Vardı ama arşivde kayboldu dediler. Bir ümit Osmaniye’nin tarihini belgeleyen tek isim konumunda olan Fotoğrafçı Hakkı Coral kaldı. Kentin yazılı tarihi ve kronolojisini tutan ve kitaplaştıranlara, eski gazete resimlerine, kartpostal koleksiyonlarınıza ve anılarını yazanlara her zamankinden fazla ihtiyacımız var. Müzeye koymak üzere o eski şehitliğin anıt değerindeki mezar taşları, soruyorum; şimdi nerede? Şehitliğine sahip çıkamayan kentten fazla ümitli değilim, ama yine de üstümüze düşen görevi yapmalıyız. Hiç değilse kenti yıkanları tarihe not düşürmek gerekir.



1974’den sonra Karaoğlanoğlu Parkı adını alan Şehir Parkının eski yüzölçümü kaç dönümdü? Kim veya ne zaman Ziraat Bankası’na bir bölümü, Atatürk İlköğretim Okuluna bir diğer büyük bölümü verildi? Nerede parkın ilk halinin resimleri? Kültür Müdürlüğünün ve belediyemizin arşivi ve çalışmaları nerede? Nerede sıra konakların, tek katlı bahçeli evlerinin ve dallarından yürürken güneşin görülmediği kimilerine göre çınar kimilerine göre Okaliptüs ağaçları ile kaplı, 16 Ocak 1925 tarihinde Gazi Mustafa Kemal’i İstasyonda karşılayanların yürüdüğü İstasyon Caddesinin eski fotoğrafları?



Enverül Hamit camiinin yapılış yılı 1890; İstasyon binasının yapım yılı yaklaşık 1908, yıkılıp yerine özel idare işhanı yapılan, tapusu bir Yahudi yurttaşa ait olan eski Cebel-i Bereket valisinin lojmanı olan bina ve 7 Ocak İlköğretim Okulu binası 1930 tarihinde yapılmış gözüküyor. Osmaniye’nin ilk imar planı 1973 yılında yapılmış.
Şehir Parkı yıkıla yıkıla bugüne geldi. Sırakonaklar yıkıldı. Kurtuluş Savaşı şehitliği yıkıldı, Merkez Ortaokulu yıkıldı. İlk yapılış amacı Cebel-i Bereket Valiliği Lojmanı olan Osmaniye’nin ilk kaymakamlık binası yıkıldı. Geçmişini yıkıyorlar, Osmaniye! Seni yakın geçmişine bağlayan ne kaldı?



Sende zaten Osmaniyeliler değil, Gavurdağlılar, Darendeliler, Maraşlılar ve Urfalılar vb oturuyor. Senin valilerin buralı değil. Müze binasını takas edip Ağız ve Diş Sağlığı merkezi yapılmasına sana sormadan karar veren sağlık müdürü (leri) hiçbir zaman Osmaniyeli olmadı. Kültür Müdürün Kadirlili. Kadirlililer ise il olmamızı hiç istemeyip, hiçbir zaman “Osmaniyeliyim” diyemediler.



Artık öğretmenler öğrencilerine şöyle sorsun: “Şehrimizin üç düşmanını say bakalım”. Cevabını da biz verelim: “Belediye başkanları, Valiler, müteahhitler!”. İsterseniz soyadlarını da yazabilirsiniz; arzunuz bilir.

ÇEVRE SORUNLARIMIZ

Halil ÇELİKKIRAN


Yaklaşık iki yılı bulan bir uğraş sonunda, biz çevre dostlarının haklılığı mahkeme kararı ile onaylanmış; Adana 2. İdare Mahkemesi, Kesmeburun bitişiğine ve Kastabala Antik Kenti üzerine yapılmak üzere büyük ortağı bir İspanyol holdingi olan Üniversal Çimento A.Ş. adına alınan çimento fabrikası ÇED uygundur raporunun “yürütmesini” durdurarak fabrikanın yapımını durdurmuştur.


Mahkemenin atadığı bilirkişiler:
Çimento fabrikasının yapılması halinde “Tarım alanlarına, bitki örtüsüne ve türlerine, yöredeki yeraltı ve yer üstü su kaynaklarına, dolayısıyla sulak alanlara ve sulak alan ekosistemi ile yağış ve su döngüsü üzerine olumsuz etki yapacağı;
IV. Sınıf sulu tarım arazi üzerine kurulacağı; arazinin geçirgen olması ve sulak alanların beslenim alanlarında yer alması nedeniyle su döngüsünü olumsuz yönde etkileyeceği; dolayısıyla zararın telafisinin güç olacağı; Çimento fabrikası kurulacak olan yerin tarım alanları, yerleşim yerleri ve tarihi “Kastabala Vadisi” içinde kalması nedeniyle tesis aşamasında ve işletme durumunda çevreye olumsuz zararlar vereceği; tüm bu yönleri dikkate alındığında seçilen yerin uygun olmadığı kanaatine” varmışlardır.


Mahkeme heyeti de;
“Bu durumda, bilirkişi raporları ile dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, Osmaniye İli, Kesmeburun Köyü, Akyatan mevkii civarında yapılması planlanan “Entegre Çimento Fabrikası proje için Çevresel etki değerlendirme Olumlu Kararı” verilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığına;
Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin; uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğurabileceğinden 2577 Sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına, 19.08.2009 tarihinde oybirliği ile karar” vermiştir.


Biz bir yandan bunlarla uğraşırken, Erzin’in altındaki “Burnaz” sahiline dört tane termik santral kurulması girişimi ortaya çıktı.


Düşünün! Yan yana dört santral! Her birinde saatte 600 ton (altı yüz ton) kömür yanacak. Bir saatte toplam olarak 2 bin 400 ton kömür eder. Osmaniye’nin rüzgârı da genellikle Burnaz yönünden eser. Kömürün yanması sonucu çıkacak toz halindeki radyoaktif küller, karbondioksit, karbon monoksit ile kükürt dioksit gazları üstümüze gelecek. Biz bu tozları ve gazları soluyacağız. Bu gazlar yağmur ve çiğ tanelerine değince sülfürik asit, nitrik asit olur. Asit yağmurları üstümüze yağacak. Yeraltı ve yerüstü sularımız kullanılamaz olacak. Astım vb. üst solunum yolları hastalıkları ve kanserler artacak. Ne için bütün bunlar? Bu santraları kuracak şirketlerin büyük ortakları da yabancı şirketler. Deniz kıyısına yapılmasının nedeni de; kömürün yabancı ülkelerden, deniz yoluyla gelecek olması. Bir de bu santralleri iş sahası diye sunmazlar mı? En çok da o zorumuza gidiyor. Üç beş yüz kişi iş bulacak diye binlerce insanın geleceği ile oynuyorlar. Bu ortamda sağlıklı yaşanır mı? Sağlıklı bir nesil yetişir mi?


Samandağ (Hatay) yöresinde rüzgâr santralleri kuruluyor. O yörenin rüzgârı düzenli olduğundan, rüzgâr santralı kurmak isteyen şirketler yer tahsisi istiyor. Hükümet onlara hazine arazilerini gösteriyor. Hazine arazilerinin bir bölümü yöre halkı tarafından yıllardır tarla, bahçe ve sera yeri olarak kullanılıyor. Tapuları yok. Şimdi bu insanlar kullandıkları arazilerin ellerinden gideceğini düşünerek rüzgâr santrallerine karşı çıkıyor. Araziyi kullananlar da en son sırada. En önde de onların oyuna göz dikmiş olan siyasetçiler var. Hâlbuki rüzgâr santralleri kurulduktan sonra, dibine kadar, yanındaki-yöresindeki arazi kullanılabilir. Hiçbir sorun olmaz.


Toprağımıza, havamıza, suyumuza sahip çıkalım. Bunlara sahip çıkmayanın bu topraklarda yaşamaya da hakkı yoktur. Hoş kalın, sağlıklı kalın.

22 Ekim 2009 Perşembe

UZAK HAFIZASININ BİR BÖLÜMÜ OLAN PARKINI YİTİREN BUNAK ŞEHİR:OSMANİYE

Osmaniyeliler, 02 Ekim 2009 Cuma Saat 16,30'da Osmaniye merkezinde, Devlet Karayolunun kenarında ve merkez postahanenin karşı köşesine sıkışmış Karaoğlanoğlu Parkındaki palmiyelerin söküldüğünü; 50-60 yıllık köklerini kent barbarlarına teslim etmek istemeyen çamların kesildiğini gördüler. İki çevre yolu rahatlattığı için 'olmayan kent trafiğini' rahatlatmak (?) görünür amacıyla, ama gizli amacı parkın karşı tarafındakı eski valilik yeni müze binasının kendisini ve bahçesini resmi tören alanı ve Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi olarak kullanmak ve Kültür ve Turizm Bakanlığından 500 bin lira ödeneği gelen ve eserlerin sergileneceği camekanların ve bölümlerin yapımının sürdüğü; Adana ve Tarsus müzelerinden ilimize ait pekçok arkeolojik eserin kendi evlerine yerleştirilmesi için sıra beklediği kent müzesini ise göz görmez, gönülden ırak bir binaya taşımak olan bu girişimi dünkü çarşamba toplantısında tartıştık ve aşağıdaki basın açıklamasını yapmayı kararlaştırdık.


Daha sonra belediye meclisinin olduğu sanılan bu meydan (dönel kavşak) düzenlemesinin kararını ve yapımının durdurulması amacıyla idare mahkemesine başvuracağız.


Osmaniyeli ve Osmaniye dostlarına duyururuz.



OSMANİYE KASTABALA ÇEVRE PLATFORMU BASIN AÇIKLAMASI (22 Ekim 2009)

KARAOĞLANOĞLU PARKINDA ve MÜZE BAHÇESİNDE NELER OLUYOR?



Osmaniye Belediyesi Karaoğlanoğlu Kavşağı Genişletme (Dönel Kavşak) Projesini, olası bir itiraz ve “yürütmeyi durdurma kararını” önlemek için mahkemelerin ve resmi dairelerin çalışma saatleri sonuna denk getirilen 02 Ekim 2009 Cuma günü akşamüzeri iş makinelerinin parka girmesi üzerine öğrendik. Kamuoyuna ve sivil toplum örgütlerine makul bir zaman dilimi öncesinden hiçbir nitelikli bilgilendirme yapılmadı.


Kavşak projesinin sözde ağaç sökümleri (kesimleri) dışında başka amaçları barındırdığı; Osmaniye Müzesi binasının (eski valilik binası)Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi ek binası için Sağlık Bakanlığına devredileceği ve dönel kavşak için Rahime Hatun Heykeli kaldırılarak müze bahçesinden çalınan alana ek Atatürk Heykeli önündeki alan düzenlemesinin müzede sergilenecek açık hava heykel ve eserlerine değil, resmi tören alanı olarak yılın sadece birkaç günü birkaç saat hizmet edeceği endişesini taşımaktayız.


Adını Kıbrıs Barış Harekâtı şehidi Albay Halil İbrahim Karaoğlanoğlu’ndan alan Şehir Parkı ve şimdi Osmaniye Arkeoloji ve Etnografya müzeleri bileşkesi olarak kullanılma hazırlanan eski valilik binası bahçesi Osmaniye merkezinde kalan tek yeşil alandır. Kavşak projesinin pek çok ilimizde görüldüğü gibi daha kullanışlı ve Karaoğlanoğlu Parkına ve Osmaniye Müzesi bahçesine zarar vermeden birbirini kesen yollardan birisinin yeraltından geçirilmesi ile başarılabilmesi için henüz zaman geçmiş değildir.


Osmaniye gerek arkeolojik gerekse etnografik zenginlikleri müzecilik anlayışıyla henüz toplanmamış ve bu yönüyle çok zengin bir il olması nedeniyle halen bulunduğu ve eski adalet sarayı, eski emniyet binası ve eski valilik binası ile bir talihsizlik eseri yıkılıp yerine şimdiki özel idare iş hanı yapılan Cebeli Bereket Vali lojmanı binasının bulunduğu resmi daireleri barındıran bahçe, hem eski Osmaniye’yi temsil eden, muhteşem kültürel mirasını gelecek kuşaklara sergilemekte hem de turizm potansiyeli açısından heykel benzeri eserlerin sergilenmesine yetmesi açısından uygun bir konumdadır.


Müzeler yerli ve yabancı turistlerce kentin kolay bulunabilen, kolay ulaşılabilen ve kentin vitrini olan yerlerde olmak ve bir kere yerleştirildikten sonra taşınması mümkün olmayan özellikli kültür kurumlarıdır. Geçmişi geleceğe bağlayarak genç kuşakların kim olduklarını unutmamalarını sağlarlar. Müze binaları hele Osmaniye gibi bir açık hava müzesi olan ve sürmekte olan büyük arkeolojik kazıların sonucunda çıkacak eserlerin bir kısmını sergilemek için çok geniş bahçelere gereksinim duyarlar. Müze bahçelerinde turistler için Türk el sanatlarının en nitelikli ve en güzel örneklerinin satıldığı Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı DÖSİM mağazaları, turistlerin dinleneceği çay bahçeleri ve tuvaletler için de yer olmalıdır.


Kısaca postane ve şahıs binaları yerine halkın malı olan yeşil alanlar ve binaların sorgusuz sualsiz el değiştirmesi, tahrip edilmesi veya amacı dışında kullanılması ancak hukuk devletinin olmadığı faşist yönetimlerde mümkündür. Osmaniye sahipsiz değildir. Yıkmak ve hazıra konmak kolay; yapmak zor, bir Süleyman bir de Sinan gerektirir.


Platformumuz, Belediyenin dönel kavşak projesinin nedenlerini ve kimlerin olduğunu bilmediğimiz büyük projenin birinci ayağı olduğunu merak etmektedir ve müze binasının resmi tören alanı ve Sağlık Bakanlığı diş merkezine devri halindeki amacı dışında kullanımına karşıdır.



Resmi Tören alanı için Sayın Çuhadar zamanında yapılan Cumhuriyet Meydanını, Ağız-Diş sağlığı merkezi için de Eski Kurtuluş Sağlık Ocağı arkasındaki Sağlık Meslek Lisesi binasını öneriyoruz.


İlla ki yıkmak isteyenlerden Karaoğlanoğlu Parkından daha önce alınan arazilere yapılan Ziraat Bankası, Köşk Gazinosu ve Atatürk İlköğretim Okulunun ve Müze bahçesindeki Cebeli Bereket Valisinin tarihi lojman binasını yıkılarak yapılan Özel İdare iş hanının yıkılmasını ve Karaoğlanoğlu Parkının eski sınırlarına kavuşturulmasını talep ediyoruz.


Not: Çimento Fabrikasına Karşı Osmaniye Kastabala Platformu olan adımız görülen lüzum üzerine Osmaniye Kastabala Çevre Platformu olarak değiştirilmiştir. Platformumuzun burada adını tekrarlamadığımız destekçi örgüt, sanatçı ve bilim insanlarının isimlerine
http://kastabala80.blogspot.com/2008/09/istanbul-ayaimizin-alimalari.html adresinden ulaşılabilir.

Platformumuzun bugün için bileşenleri:

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Osmaniye Şubesi,

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Osmaniye Şubesi,

Hacı Bektaş Veli Derneği,

Eğitim –İş Osmaniye Temsilciliği,Eğitim-Sen Osmaniye Temsilciliği Osmaniye Çiftçiler Derneği,

Anadolu Halk Bilimleri ve Kültürü Derneği,

Osmaniye Çevre Dostları (ÇEVDOST) Platformu ve

Doğu Akdeniz Çevrecileri (DAÇE) Platformu (DAÇE: Adana, Hatay, Mersin, Osmaniye’deki 23 çevre koruma dernek ve yurttaş girişiminin üyesi olduğu örgütler platformudur)

20 Ekim 2009 Salı

Gecikmiş Haberler-8: ÇED uygundur raporunun “yürütmesini” durdurma kararı basın açıklamamız



TÜRK HALKI ADINA


05.10.2009 pazartesi günü saat 16.00'da Osmaniye Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin lokalinde "Çimento Fabrikası davamızda mahkemenin verdiği yürütmeyi durdurma kararı"nın ve "Sayın Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'a yollayacağımız teşekkür mektubu'nun toplu basın açıklamasını yaptık. Kısır, ayran, çay, salata ve lokma tatlısı ikramımızı basın üyeleri ve dava bilirkişi masraflarına destek veren arkadaşlarımızla birlikte yiyerek.



BASIN AÇIKLAMASI


Sevgili Osmaniyeliler, sevgili medya temsilcileri ve çevreye duyarlı dostlarımız,


Yaklaşık iki yılı bulan bir uğraş sonunda, biz çevre dostlarının haklılığı mahkeme kararı ile onaylanmış; Adana 2. İdare Mahkemesi, Kesmeburun bitişiğine ve Kastabala Antik Kenti üzerine yapılamak üzere büyük ortağı bir İspanyol holdingi olan Üniversal Çimento A.Ş. adına alınan çimento fabrikası ÇED uygundur raporunun “yürütmesini” durdurarak fabrikanın yapımını durdurmuştur.


Mahkemenin atadığı bilirkişiler:
Çimento fabrikasının yapılması halinde “Tarım alanlarına, bitki örtüsüne ve türlerine, yöredeki yeraltı ve yer üstü su kaynaklarına, dolayısıyla sulak alanlara ve sulak alan ekosistemi ile yağış ve su döngüsü üzerine olumsuz etki yapacağı;
IV. Sınıf sulu tarım arazi üzerine kurulacağı; arazinin geçirgen olması ve sulak alanların beslenim alanlarında yer alması nedeniyle su döngüsünü olumsuz yönde etkileyeceği; dolayısıyla geri dönüşümünün yani zararın telafisinin güç olacağı;
çimento fabrikası kurulacak olan yerin tarım alanları, yerleşim yerleri ve tarihi “Kastabala Vadisi” içinde kalması nedeniyle tesis aşamasında ve işletme durumunda çevreye olumsuz zararlar vereceği ve
tüm bu yönleri dikkate alındığında seçilen yerin uygun olmadığı kanaatine” varmışlardır.


Mahkeme heyeti de;
“Bu durumda, bilirkişi raporları ile dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, Osmaniye İli, Kesmeburun Köyü, Akyatan mevkii civarında yapılması planlanan “Entegre Çimento Fabrikası proje için Çevresel etki değerlendirme Olumlu Kararı” verilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığına;

Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin; uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğurabileceğinden 2577 Sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına, … 19.08.2009 tarihinde oybirliği ile karar” vermiştir


Adana “. İdare Mahkemesi heyeti ile bilirkişilere teşekkür ediyoruz.

Ayrıca bize inanan, güvenen, maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen çevre dostlarımıza da sonsuz teşekkür ediyoruz.

Şimdi de bu çimento fabrikası kurucuları ile işbirlikçileri, a) Köy merası, b) Birinci derece tarım arazileri ve, c) Zeytinliklere, d) Yerleşim yerine (Köyyeri Köyü) 350 metre uzak olmasına, Aşağı Bozkuyu'ya 950 metre ve köyün hakim rüzgarları üzerinde olmasına rağmen rağmen ÇED oluru (Çevresel Etki Değerlendirmesi yönünden uygun) almışlardır.

Burasının da Kesmeburun, Kazmaca, Bahçe, Yeniköy, Kırmıtlı, Cevdetiye’den ne farkı yoktur. Pek yakında aynı mücadeleyi Aşağı Bozkuyu ve Köyyeri için de verecek ve yaşamın ve toprağımızın düşmanı yabancı sermayeyi ve yerli işbirlikçileri Çukurova’dan püskürteceğiz.

Bu yabancılar topraklarımızdan ne istediğini; kirletici sanayi artıklarını neden yurdumuza yönlendirdiklerini biliyoruz. Neden Burnaz sahiline dört tane termik santral kurmak istendiğini, hepsinin büyük ortağının yabancılar olduğunu, İskenderun’dan Mersin’e dek toplam on üç termik santral planlanmasının nedenlerini bizden saklayamazlar.

Bu toprakları sahipsiz değildir. Kendi ülkelerine kendi devletlerinin izin vermediği için yapamayacakları pis ve kirletici fabrikalarına izin vermeyeceğiz.

Teknolojiye, sanayiye, kalkınmaya, iş sahasına karşı değiliz. Zira birkaç kişiye iş bulalım derken, yüzlerce çiftçi ve onlardan ekmek yiyen esnaf ve içtiğimiz suyu, soluduğumuz havayı, yılda iki-üç kez ürün veren bu bereketli toprakları bir daha geri gelmemek üzere kaybedeceğiz. Sadece kirli teknolojiyi, kirletici fabrikaları istemiyoruz.




Osmaniye Kastabala Çevre Platformu Bileşenleri

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Osmaniye Şubesi, Hacı Bektaş Veli Derneği, Eğitim –İş Osmaniye Temsilciliği, Eğitim-Sen Osmaniye Temsilciliği, Osmaniye Çiftçiler Derneği, Anadolu Halk Bilimleri ve Kültürü Derneği, Osmaniye Çevre Dostları (ÇEVDOST) Platformu veDoğu Akdeniz Çevrecileri (DAÇE) Platformu ( Doğu Akdeniz’deki 23 çevre koruma derneğinin platformudur)


Ve Destekçileri Örgütleri


Mimarlar Odası Adana şubesi, Peyzaj Mimarları Odası, Çekül Vakfı, Arkeologlar Derneği, Doğayı Koruma Derneği, Tema Vakfı, Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği (ÇASOD), Sinema Sevenler Derneği (SSD), Sinema Oyuncuları Derneği (SODER), Nazım Hikmet Kültür Sanat Vakfı, Film Yönetmenleri Derneği (FİLM - YÖN), Çukurova Doğa Derneği, Türkiye Biyologlar Derneği, İstanbul Osmaniyeliler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği


Ve Destekçi sanatçı ve bilim insanları ve Yurttaşlar


Yaşar Kemal olmak üzere Arif Keskiner, Demirtaş Ceyhun, Rutkay Aziz, Tarık Akan, Zeki Ökten, Nur Sürer, Bülent Kayabaş, Menderes Samancılar, Çetin Öner, Taner Barlas, Ülkü Ayvaz, Sunar Kural, Aydın Boysan, Alaattin Aksoy gibi sanatçıların yanı sıra Prof. Dr Türkan Saylan, Dr. Muazzez İlmiye Çığ, Prof. Dr. Coşkun Özdemir, Prof. Dr. Aydın Aytuna, Prof. Dr. Güven Arsebük ve Prof. Dr. Türkel Minibaş ve 2340’ı internet üzerinden 500’ü ıslak imza dilekçesi veren toplam 2840 yurttaş.

Gecikmiş Haberler-7: Erzin Termik Santralleri konulu Dünya Bankası Temsilcisi toplantısı

18 Eylül 2009 tarihinde Dünya Bankası uzmanının yaptığı yöre çevrecileri toplantısına katılan Halil Çelikkıran'ın kısa basın açıklaması ve toplantı resimleri şöyleydi:

Sevgili Arkadaşlar

Dünya Bankası temsilcisi Zeynep Güvener Hanımla Erzin’de yapılan toplantı dün akşam (17 Eylül 2009 Perşembe günü) saat 19:30 da başlayıp 22:30 da sona erdi.

Toplantı Yeşilkent Sulama Koop. Başkanı Mustafa Beyin hazırladığı salonda;
Sadun Bölükbaşı (ÇETKO başkanı) yönetiminde otuza yakın sivil toplum kuruluşu temsilcisinin katılımıyla çok muhteşem bir atmosferde gerçekleşti. Öylesine donanımlı ve dersine iyi çalışmış insanların karşısında Zeynep Hanım gerçekten çok şaşırdı,ve zaman zaman konuşan sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin ve Erzin gönüllülerinin çarpıcı açıklamaları karşısında söyleyecek kelime bulmakta zorlandı.Sadun Bey oturumu bitirmese hiç gitmeye niyeti yoktu ,Zeynep Hanım yarım saat da dışarıda sohbet etti.

Değerli arkadaşlar söylenecek ne varsa, konuşulması gereken ne varsa konuşuldu dün gece, Zeynep Hanım o kadar etkilendi ki,ekmeği elinden alınmak istenen Erzin Halkının çok kararlı ve bir o kadar da cesur sözleri karşısında çok duygulu anlar yaşandı,Sadun Bölükbaşı da oturumu çok güzel yönetti.Bir üreticimizin Zeynep Hanıma hediye ettiği iki sandık okitsu cinsi mandalina görülmeğe değerdi.

Figen Doran’ın (Çukurova Üniversitesi Tıp fakültesi Dekanı) gönderdiği ve Sadun Bölükbaşının okuduğu,çok içten ve çok anlamlı dizelerle dolu mesaj ;''Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin elele vererek suladığı bu bereketli topraklar.....diye uzanan sözcükler salondaki herkesi çok duygulandırdı.

Toplantıya katılan konuşmacılardan Prf.Dr HAYDAR Şengül ( Tarım Ekonomisti); Yeşilkent Sulama Koop. Bşk. Mustafa Bey; Cemal ERTAÇ (Erzin Çevre Koruma Der. Bşk.); Levent EMİROĞLU (Erzin Gönüllüleri Der.); Sadun BÖLÜKBAŞI (Adana ÇETKO Bşk.); Halil ÇELİKKIRAN ( Osmaniye Çevre Platformu Sözcüsü); İsmail hakkı ATAL ( Av.); Remzi KARAKAYALI ( Çevre Müh.); Necdet SÖKMEN ( Termik Santral Karşıtı Platform Sözcüsü); ve Oktay DEMİRKAN ( TÜRÇEP dönem sekreteri) kendi alanlarındaki bilgi birikimleriyle Erzin ve yakınlarına neden termik Santral yapılmaması gerektiğini çok açık ve net olarak anlattılar. Termik Santral karşıtı mücadeleye kararlılıkla sahip çıktıklarını vurguladılar. Bu kararlılığı Zeynep Güvener Hanım’ın Dünya bankasına ileteceğini umuyoruz.

Halil ÇELİKKIRAN
Osmaniye Çevre Platformu Sözcüsü

Gecikmiş Haberler-6: Osmaniye Çimento Fabrikasına Dair Çed İptali davasında Son Perdeye Az Kala Mutlu Haber

Osmaniye Çimento Fabrikasına Dair ÇED İptali davasında Son Perdeye Az Kala Mutlu Haber

18 Eylülü 2009 tarihinde elektronik postamıza Avukatmız Yeşim Dağgeçen'in şu eyektronik postası düşmüştü:
Muhteşem bir bilirkişi raporu ve hukuka aykırılığı açık ve uygulanması halinde telafisi imkansız zarar doğuracağı açık Osmaniye İli Kesmeburun Köyü Akyatan mevkii civarında yapılması düşünülen Entegre ÇimentoFabrikası Projesi için verilen Çevre Etki Değerlendirme olumlu kararının iptali için açılan davada Adana 2. İdare Mahkemesince aynı gerekçelerle teminat alınmaksızın yürütmenin durdurulmasına karar verildi.
Bu "Halk istemezse olmaz"ın kararıdır. Bu o bölgede yaşayan dürüst, namuslu, değerlerine sahip insanın zaferidir. Bu "Ayrışa ayrışa kaybettik; birleşe birleşe kazanıyoruz" demektir. Bu çerçevede Osmaniye Merkez'inde çaba veren başta Sevgili Halil Çelikkıran Bey ve Sevgili Dr. Umur Gürsoy olmak üzere tüm arkadaşlarıma, Kazmaca Köyü muhtarı İntikam Beye ,Yeniköy Muhtarı Fehmi Beye ,Yeniköy, KazmacaKarayiğit, Bahçe Köyleri sakinlerine, sayın Prof. Dr. Halet Çanbel'e ve çalışma arkadaşı Sn Murat Akman'a, Dr Ümit Şahin'e , Prof Ali Osman Karababa'ya, Mersin'de varlığının bize güç verdiği Sn. Prof Dr. Arif Kamil Pınarcı'ya , Sevgili Prof Dr Sn Figen Doran'a dosyaya katkı sunan tüm arkadaşlarıma, sayısını hatırlamadığım klasörleri havi çed raporunu günlerce inceleyerek her ayrıntıyı dilekçeye yansıtmama emek veren sevgili eşim Av. Ömer Ayaz'a, öncesinde tespit edilen güvenilirliliği tartışılır bilirkişilerle ilgili bana bilgi ve belge ulaştıran arkadaşım Av. Mehmet Horoş ve Çevre Mühendileri Odası Yılmaz Kilim'e, beni traktörle keşif mahalli tepeye çıkaran köy sakini arkadaşıma, avukat arkadaşlarıma, hakimlere, mübaşire, bilirkişilere unuttuğum varsa onlara da sonsuz teşekkürlerimizle.
Yeşim Dağgeçen

Gecikmiş haberler-5: Kadirli-Aşağı Bozkuyu Çimento Fabrikası ÇED olur raporuna karşı basın açıklamamız (kısa metin)

(17 Eylül 2009 tarihli basına verilen kısa metin)
OSMANİYE ÇEVRE PLATFORMU’NDAN BASIN AÇIKLAMASI

ÇED uygun raporu ve yer seçim izni, ‘ne hak ne de helâl’dir

Kastabala'dan ve Kırmacılı'dan kovaladığımız Üniversal Çimento Fabrikası’na, üçüncü yer olarak; zeytinlikler, mera ve birinci derecedeki tarım alanları ve tescilli Roma kalıntılarının orta yerine, Köyyeri Köyüne 350 metre, Aşağı Bozkuyu köyünün rüzgar üstüne, 950 metre uzağına çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) Uygundur raporu verildiğini öğrenmiş bulunuyoruz.

İstanbul'daki sel felaketi, yasalardaki sağlığı koruma bantları ve kıyı kenar çizgilerinin hangi nedenle konduğunu insanımıza 35’den fazla ölü ve kayıp pahasına bariz olarak bir kez daha göstermiştir. Osmaniye’deki gibi organize sanayi bölgelerinin en az 500 metre yakınına insanların içinde yaşayacağı, okuyacağı, spor yapacağı, dinleneceği (içinde cezaevleri ve ıslahevlerinin konutların ve memur lojmanlarının da bulunduğu başka insan uğraşlarında kullanılan) binaların yapılması, ani gelişen sanayi kazalarından (patlama, yangın, zehirli gaz yayılması gibi) ve doğal afetlerden genel toplumu korumak için yasaktır.
Söz konusu fabrika, yeni adı “İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik” olan gayri sıhhi müesseseler yönetmeliğine aykırıdır; 2008 yılında yürürlülüğe giren Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliğine de aykırıdır.

Zeytin Yasası, zeytinliklerin 3 km yakınına; Mera Kanunu, meraların yakınına; Kültür ve tabiat varlıklarını koruma mevzuatı da SİT alanlarına sanayi yatırımlarına izin vermez.
Fabrikaya verilen izin şu haliyle yasal gözükmektedir, ancak; yönetmelikler göz ardı edilip arkasına dolanıldığı için; ne hak ne de helâldir. Fabrikanın faaliyetleri sonucu doğacak kul hakkı ödenemez. Elde edileceği veya getireceği söylenen ekonomik kazanç Osmaniye'ye ve fabrika’da çalışanlara helâl olmayacaktır.

İlimiz yöneticileri ve küçük bürokratları yasa ve yönetmelikleri hatalı ve eksik uygulamaktadırlar ve bu nedenle görevlerinin gerektirdiği ehliyette sahip olmadıklarını düşünüyoruz. Neredeyse tamamının yerlerini bilgili ve cesur, memleket sever yöneticilere bırakmalarını sağlamak gerekir. Zaten, yargı aşamasındaki davalarımızın sonuçlanmasını müteakip kendilerine “görevini kötüye kullanmak”tan suç duyurusunda bulunup “kamuyu zarara uğratmak ve yurttaş hukukunu gasp etmekten” tazminat davaları açılacaktır.

Osmaniye'ye, kalkınma adına, yılda üç kez tarım yapılan bereketli topraklarımıza yapılan bu çok uluslu düşman saldırılarını ve yeni haçlı seferlerini püskürtecek kadar onurlu, helâl kazanç sahibi, yurtsever Osmaniyelilerin, Çukurovalıların ve Gavurdağlıların var olduğunu düşünmek istiyoruz.

Osmaniye Çevre Platformu