24 Şubat 2010 Çarşamba

KENT VE MÜZE PANELİ YAPILIYOR




Kültürler beşiği Çukurova'nın bereketli topraklarının doğu yamacı, Kaleler Kenti Osmaniye il olunca son iki valisinin de destek ve çabalarıyla Kültür Bakanlığı'na Osmaniye Müzesi binası olarak tahsis ve devir edilen Eski Valilik binası, Yeni vali Celalettin Cerrah'ın etrefında peydahlanan şakşakçı rant düşkünlerince Kültür Bakanlığından alınıp sergi salonları için dar, bodrumsuz tek katlı binası ve küçük bahçesiyle müze olmaya uygun olmayan, Koruma altındaki eski eser statüsünde olduğu için fiziki müdahale ve büyüme şansı olmayan Sağlık Meslek Binasına taşınmak isteniyor.




Osmaniye Kastabala Çevre Platformumuzun bileşenlerine Osmaniye'nin müze mücadelesine katılmak isteyen Kınık Gazetesi, Türkocağı Derneği, Osmaniye Tanıtım Derneği, Osmaniye Musiki Derneği, Kültür ve Turizim Derneği, Eczacılar Odası ve Neva Musiki Derneği'nin de eklenmesiyle kurulan Osmaniye Müze Platformu çeşitli bilgilendirme ve hak arama mücadelesi yapmaya başladı.




Bu kapsamda 27 Şubat 2010 Cumartesi saat: 13.00'de Osmaniye Ahmet Şekip Ersoy Kültür Merkezi Salonunda Çukurova Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı dünyaca ünlü Çukurova ve Eski Çağlar Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Ünal ve Sinema yapımcısı ve yazar hemşehrimiz, sanat adamı Arif Keskiner'in konuşmacı olduğu, Sinema sanatçısı Tarık Akan'ın da misafir katılımcı olarak desteklediği bir "Kent ve Müze" Panel düzenledik. Afişte adı olan Rutkay Aziz son anda maazeret bildirdi. Büyük ihtimalle Necati Doğru gibi bir ulusal gazete yazarının da aramızda olmasını bekliyoruz.




Panel'in başlangıcında Neva Musiki Derneği üyelerinden oluşan bir gençler orkestrası populer müziğimizin nitelikli örneklerinden mini bir dinleti yapacaklar.


Hepinizi panelimize ve Osmaniye müzesine sahip çıkmaya bekliyoruz.

Kültür Bakanımız çevredeki kirli görüntülerden utanmış

Macaristan Kültür Bakanı ile gezerken çok utandım

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=13695003&yazarid=44&tarih=2010-02-05

(Vahap Munyar'ın 05.02.2010 tarihli Hürriyet Gazetesindeki yazısı)

Tekel Sigara'yı Cinven alsa, iki fabrika ile 3 bin işçi kalacaktı AĞUSTOS 2008'de, Tekel'in sigara bölümünün özelleştirme ihalesinin bittiği an Cinven adlı fon adına masada olan Cahit Düzel'i aradım:......

Macaristan Kültür Bakanı ile gezerken çok utandım

KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'la önceki gün İstanbul'da, “erken rezervasyon kampanyası”nın tanıtımı sonrası buluştuk.Masada TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, İkinci Başkan Talha Görgülü, TUROB Başkanı Timur Bayındır, TUREB Başkanı Şerif Yenen, ATİD Başkanı Seçim Aydın ve dDf'in ortaklarından Esra Ekmekçi vardı.Ertuğrul Günay, 2 Şubat'ta Macaristan Kültür ve Eğitim Bakanı Istvan Hiller'le Adana-Osmaniye-Kadirli'de karayoluyla yaptığı geziyi anlattı:- Çevreye sürekli göz gezdirdim, konuk bakanın yanında çok utandım.- Neden?- Tüm kentlerimiz “rant yağması” yüzünden içler acısı görüntü içinde. Sıvasız binalar, demir filizleriyle her an yükselmesi söz konusu konutlar... İnanılmaz çirkin görüntü var. Balkonların hiçbirinde doğru dürüst çiçek yok.Günay, benzer bir yolculuğu Macaristan'da yaptığına dikkat çekti:- Kentlerde insanın gözünü rahatsız eden hiçbir görüntü yok. Balkonlardan çiçekler sarkıyor. Binaların hepsi sıvalı, boyalı...Günay, bu izlenimini aktarmasının nedenini şöyle açıkladı:- Türkiye'ye 2009'da 27 milyon 177 bin turist geldi. Krizde gelen turist artışı yüzde 3'e yakın. Bu, memnun edici bir sonuç. Ancak, turizm için güzel oteller yapmak yetmiyor. Kentlerimizin de hem bizi, hem turisti rahatsız eden görüntüden kurtulması gerekiyor.Günay, sözünü belediyeler ve vatandaşlara çağrıyla noktaladı:- Artık “rant yağması” bitsin. Türkiye, elini yıkayıp, temizlesin. Bütün kentlerimizi çirkin görüntüden kurtarmak için vatandaşlar ve belediyeler üstüne düşeni yapsın.

KÜLÜTÜR BAKANINA TEŞEKKÜR PLAKETİ VERİLDİ

KÜLTÜR BAKANINA TEŞEKKÜR PLAKETİNİ SONUNDA VERDİK

























Sayın Kültür ve Turizm Bakanımız Ertuğrul Günay, Osmaniye Cebeli Bereket Kültür Merkezi'nde oluşturulan Bela Bartok Müze ve Sergi Salonu'nun açılışı için Macaristan Kültür Bakın ile ilimizi ziyaret ettiğinde, Osmaniye Valiliği Özel Kalem Müdürlüğüne baş vurarak, her iki bakana da gezilerini uygun bir anında mümkünse Bela Bartok Salonu açılış töreninde kendilerine, Osmaniye Müze Müdürülüğü'nü açılması, ve Kastabala kazılarındaki desteklerinden ötürü Osmaniye Müze ve Kastabala Çevre Platformları olarak el ürünü Kastaba çizimleri olan çini tabak üzerine yazılmış bir teşekkür plaketi vermek isteğimizi bildirdik.
Valilik özel kalemi bizi Vali Yardımcılarından birisine gönderdi. İl kültür müdürünün de tesadüfen bulunduğu makam odasında vali yardımcısına isteğimizi ilettik. Vali yardımcısı, Macaristan Bakanı'nın bu işle ne ilgisi var şeklinde garip bir soru sordu. Biz de birine verirken diğerine vermemek olmaz, hem biz Osmaniyeyi temsil ediyoruz ve ona da günün anısına kalıcı bir hediye vermek istiyoruz, dedik. V. Yardımcısı, bu işleri vali Celalettin Cerrah'a açmadan size ne olumlu ne de olumsuz bir cevap veremem dedi.

Biz cevabı almıştık aslında.
Bunun üzerine plaket töreninde bizzat bulunmak üzere sırf bu nedenle İstanbul'dan gelen Arif Keskiner ağabeyimize, arkadaşı olan sayın bakana durumu açması için görüşmeye çalışması ve müze binası üzerinde oynana oyunlardan haberdar etmesi amacıyla çabalamasını rica ettik. Nitekim, açılış töreni sonunda Arif Keskiner, bakanla yenen öğle yemeğine bakını kendisini muhabbetle davet etmesi üzerine katıldı ve kendisine durumu biraz açıp kendisine Karetepe'de plaket vereceğimiz söyledi.

Karatepe'de ise 94'lük Karatepe Çınarı Halet Çambel, misafirlerini bekliyordu. Ondan bakanımıza verilecek çini tabağı kendisinin vermesini istedik. Bizi kırmadı. Macaristan Bakanınkini da Arif Ağabey verdi. Tabakla birlikte bakanla yalnız görüşme fırsatını pek verilmeyen Halet Çambel bakanın koluna girerek kısa bir ikili yürüyüş yaparak sorunlarımızı dile getirdi ve bakanın eline isteklerimizi anlatan bir mektup verdi ve vasiyetini bakanı kulağına fısıldadı: "Müze binamızı başka bina ile değiştirme ve Aşağı Bozkuyu' ile Köyyeri köyleri arasına yapılacak, Karatepe Açık hava müzesi ve Milli Parkına çok yakın ve rüz gar yönü önüne kurulmak istenen Çimento fabrikasına izin verirsem hakkımı helâl etmem"

DAVAYI KAZANDIK


KASTABALA ÇİMENTO FABRİKASI ÇED OLUR RAPORU İPTAL EDİLDİ
13.01.2009. tarihli BASIN AÇIKLAMAMIZ

Osmaniye İli Kesmeburun Köyü, Akyatan Mevkiinde Kastabala Antik şehri üzerine yapılması planlanan Entegre Çimento Tesisinin Çevre Bakanlığınca verilen ÇED Olur Raporu iptali istemiyle açtığımız dava Adana 2. İdare Mahkemesinin 11.12.2009 tarihli ve 2008/1186 E-2009/1530 K sayılı kararı ile kabul edildi.
Davanın duruşması sırasında mahkemece belirlenen bilirkişilere itirazımız üzerine yeniden seçilen 6 kişiden oluşan 2 ayrı heyetçe 8 saatlik keşif ve inceleme sonrası düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulü talep edilmiş ayrıca kararın gerekçesinin dava dilekçesinde belirtildiği ve bilirkişi raporu ile de belirlenen hukuka aykırılıklar dışında çevre yatırımları konusunda çevreyi koruma sorumluluğu anayasa ve uluslararası normlarla yükletilen vatandaşlar için emsal ve çerçeve oluşturması açısından ayrıntılı oluşturulması istenmiştir.
Bu çerçevede, kararda:
Çimento fabrikalarının bulunduğu yerde canlı cansız tüm çevre üzerinde olumsuz ve telafisiz zararları olduğu;
Bu tesislerden kaynaklanacak partikül Madde (PM) emisyonlarının geniş etki alanı içerisinde mevcut kirlilik düzeyi ile birleşerek hava kalitesini sınır değerlerinin üzerine çıkaracağı;
İnsan yaşamını tehlike ile karşı karşıya bıraktığı;
Arkeolojik değerlere; korunması gerekli tarihi eserlere, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarına, tarım alanlarına, yerleşim yerlerine geri dönüşümsüz zarar vereceği;
Usulünce kabul edilen uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu;
Bölgenin yönetenlerce devlet destekli turizm, tarım ve zeytincilik faaliyet alanı tercih edilmesi ile çimento ve termik santral gibi kirletici sanayi faaliyetlerine açık tutulması arasında ciddi ve örtüşmez bir çelişkinin olduğu konularının da yer alması ve gerekçenin geniş tutulması talep olunmuştu.
Adana 2. İdare Mahkemesince çimento fabrikası kurulacak alanın, tarihi ve kültürel önemi olan mekânlara yakın olduğu; bu yerlere, tarım alanlarına, bitki örtüsüne ve türlerine, yöredeki yeraltı ve yerüstü su kaynaklarına dolayısıyla sulak alanlara ve sulak alan ekosistemi ile hidrojeolojik döngü üzerine olumsuz zararlar vereceği ve önerilen önlemlerin olumsuz etkileri giderecek düzeyde olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından Entegre Çimento Fabrikası Projesinde “Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Olumlu Kararı” verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığından davamızın kabulüne dolayısıyla Kastabala üzerine yapılmak istenen çimento fabrikasının ÇED Raporunun iptaline karar verdi.
Tüm Osmaniye ve Türkiye kamuoyuna, duyarlı tüm vatandaşlarımız ve sivil çevre örgütlerine heyecanla ve tüm kamuoyuna saygı ile sunulur.

YENİKÖY VE KAZMACA KÖYLÜLERİ VE
OSMANİYE KASTABALA ÇEVRE PLATFORMU
BİLEŞENLERİ VE DESTEKÇİLERİ ADINA
AV. YEŞİM DAĞGEÇEN AYAZ

31 Ekim 2009 Cumartesi

KAvŞak YAPALIM DERKEN PARK VE MÜZE ÇIKARMAK


Yıkmak insana yapmak gibi kıymet mi verir?
Onu en çulpa herifler de emin ol becerir

Sade sen gösteriver “İşte budur kubbe” diye
İki ırgatla iner Süleymaniye

Ama gel, kaldıralım dendi mi heyhat o zaman
Bir Süleyman daha lazım, yeniden bir de Sinan.

M. Akif Ersoy


22 Ekim 2009'da yayınladığımız basın açıklamamızda belirtildiği gibi son günlerde Osmaniye önemli bir olumsuzlukla karşı karşıya. Dönel kavşak düzenlemeleri ile birlikte kentin en önemli kültür kurumlarından biri olan ve eski Osmaniye kaymakmlığı ve valiliği binası olan Osmaniye Müzesinin binası Sağlık Müdürlüğüne Ağız ve Diş Sağlığı Merkezine ek bina olarak devredildiğine dair duyumlarımız var.Bu konuyu Cumhuriyet Bayramı nedeniyle yeni sayısı çıkan Osmaniye Atatürkçü Düşünce Derneği'nin yayın organı Atatürkçü Düşünce Gazetesini Çevre ekinde bir kaç yazı ile irdeledik.Halil Çelikkıran arkadaşımız da gazetenin kendisinde bir yazı ile Çimento fabrikasındaki mankeme kararını anlatan bir yazı yazdı. Antalya'dan arkadaşımız Prof. Dr Bilgin Derin hemşehrimiz, M. Emin Uzman ve Halk sağlığı uzmanı olduğu kadar Türkiye'nin önde gelen çevre koruma yazar ve eylemcilerinden Dr. Umur Gürsoy'un yazılarını sizlerle paylaşıyoruz.

BAŞKAN KARA DELİĞE DÜŞTÜ




Umur GÜRSOY



Evrendeki en yoğun cisim olan ve ne ışık ne madde; bütün gaz, bulut, göktaşları hatta dev yıldızları emecek kütle çekim gücüne sahip ve çok yoğun oldukları için gözle görülmeyen ve sadece kara bir delik olarak beliren gök cisimlerine “Kara Delik” deniyor.



Bu tanım ve özelliklere uyan, her şeyi kendine çekip yok eden, başkalarına yaşam hakkı veya geçiş hakkı tanımayan, ama sonuçları bilinemeyen durum veya konular diğer bilim ve sosyal olaylarda ise “Kara Delik Teorisi” olarak adlandırılıyor. Örneğin otomobil ve karayolu ulaşımı merkezli, otoyollarla desteklenen ulaşım tasarımında tüm dünyada Kara Delik Teorisi diye adlandırılan beş gelişim evreli bir kısır döngü vardır: 1) Yapılan yollar bir zaman sonra artan nüfus ve araba sayısı nedeniyle tıkanır; 2) (Oto)yol yapımıyla birlikte trafiğin ve trafikteki araç sayısının kapasitesinin büyümesi; 3) Her yere genişleyen yollar ve otobanlarla kolayca gidildiği için kentin yayılım alanının büyümesi; böylece otomobile ayrılacak yeni alanların ortaya çıkması; 4) Otomobille yapılan yolculuklar ile bu yolculukların sürelerinin artması; 5) Ulaşımdaki geçici rahatlama nedeniyle artan otomobil sayısındaki artışa bağlı yeni oluşan yol tıkanıklıkları.



Otomobil ve motorlu taşıt merkezli karayolu taşımacılığı, yoksullar, kadınlar, özürlüler, çocuklar, yaşlılar ve genelde bütün yayalar ve bisikletliler için eşitsizlikler ve tehlikelerle doludur. Otomobiller ve onun yolları, otoparklar, benzin istasyonları vb gibi ikincil etkilerinin belirlediği yaşam, kentlerdeki çoğu kamunun malı ve kullanımında olan kentsel mekânlar ve arazileri büyük bir çoğunluğu yaya olan bu kesimin aleyhine işgal eder. İngiltere ve ABD’de yapılan iki araştırmada havaya salınan gaz emisyonları; yollara verilen zarar ve trafik kazalarının maliyetinin, sürücülerin ödediği vergilerin üç katı olduğunu ortaya çıkarmıştır.



Başkan Kara’nın düştüğü Kara Delik işte bu ‘Kara Delik’tir. Postane kavşağını rahatlatsa otogar ve belediye kavşağı sıkışacaktır. Aksine trafiğin görece rahatlaması Osmaniyelileri daha çok otomobil kullanmaya itecek ve belediyenin önündeki ve kentin içindeki birbirine paralel Palalı Süleyman ve Atatürk Caddelerinde trafik yürünmez hale gelecektir.



Başta Başkan Kara’dan ve bu kenti yönetenlerden: Çevre yollarını kullanmayı teşvik eden veya zorlayan önlemler almalarını, düğün salonlarının ve süpermarketlerin ve otogarın derhal kent dışına çıkarılmasını; Otogar kavşağının kapatılmasını; binalara otopark zorunluluğunun yaşama geçirilmesini, motorlu araçların belli saatlerde girişinin yasaklandığı alış veriş caddeleri, bisiklet yolları ile motorlu araçların hiç girmeyeceği yeşil yürüyüş yolları yapmalarını talep ediyoruz. O zaman kimse arabasına gereksinim duymayacağından şehir trafiği sadece toplu taşıma araçlarına ve gerçek ihtiyaç sahiplerinin otomobillerine kalacak ve trafik kara deliğe düşmeksizin rahatlayacaktır. Sadece motorlu araç trafiği mi? Çocuklar, yaşlılar, bebekler, hastalar, kadınlar ve yoksullar da rahatlayacaktır. Şişman ve hareketsiz bireyler için sağlıklı yürüyüş ve bisiklete binme olanakları çoğalacaktır. Yeşil yürüyüş ve alışveriş caddeleri kente ve insanlarına sağlık ve canlılık getirecektir.

MEMLEKETE NASIL BAKILIR?


M. Emin UZMAN


Vali ve belediye başkanları için sınıf geçme sorusu: Yönettiğiniz kente nasıl bakarsınız?
a) Miras kalmış mal gibi
b) Kullan at mendil gibi
c) Çocuğunuz gibi
d) Baba yurdu gibi
e) Çocuklarımızın ve torunlarımızın emaneti gibi


Biz en doğru yanıtın sonuncusu olduğunu düşünenlerdeniz. Ünlü şair ve mimar Cengiz Bektaş “… bütün anıtlarımız, bu sokaklar gibi, bu alanlar gibi, bu kentler gibi sizin değil. Evler bile sizin değil! Hayır, şu anıt olanları söylemiyorum… İçinde oturduğunuz ev için söylüyorum; o bile sizin eviniz değil… Bırakın sizin olmasını, ‘ev’ bile değil çünkü… Siz ona eviniz gözüyle bakmıyorsunuz ki… Mal gözüyle bakıyorsunuz... “ diyor.


Valiler gider; başkanlar kalır.


Başkan Kara Osmaniyeli. Önceki başkan Çuhadar da Osmaniyeli idi. Ondan öncekiler de. Belki kökenleri Darendeli, Maraşlı olanlar da vardı, ama belediye başkanlarının hepsi Osmaniye’yi çocuklarını doğurdukları, büyüttükleri ölülerini gömdükleri ata değilse bile baba yurdu edinmişlerdir. Üstelik Osmaniyelilerin oyları ile seçilmiştirler ve her seçim döneminde Osmaniyeliye hesap vermek zorunda kalırlar. Başkanlığı devrettikten sonra da hemşerileri arasında yaşamak ve onların yüzüne bakmak zorundadırlar.


Valiler ve kaymakamlar böyle değildirler ve istisnalar kaideyi bozmaz, ama yönetici oldukları şehre memleketleri gibi bakmazlar. Osmaniye’nin 5. ve polis kökenli ilk valisi olan Sayın Cerrah, Konya Akşehirlidir. Ondan öncekilerin biri daha Konyalı, biri Çorumlu, biri Kocaelili, bir diğeri de Erzurumlu idi.


Çoğu valiler şehre ‘mal’ gibi bakarlar. Onu yükselme basamaklarında üstüne basacakları bir basamak olarak kullanırlar. Çoğunun prestij ve amirlerinin gözüne girme projeleri vardır ve öncelik memleket değil kendileridir. Ama ağızlarında bir ”memleket” lafıdır gider.


Nereden mi biliyorum: “Osmaniye’nin ilk valisi Karahan, prestij projesi olan Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi’ni Osmaniye’nin yıl boyu en çok esen (hâkim) rüzgar yönüne yaparken; Kemelek, onun eserinin sınırlarını Toprakkale’ye ve Tüysüz Köyüne daha da yaklaştırıp orta ölçekli organize sanayi bölgesi olarak ruhsatlandırılmış olmasına rağmen içine üç adet ağır sanayi yatırımı yapılmasına izin verirken; yeni valimiz ise belki danışmanlarının ve il müdürlerinin yanlış bilgilendirmesinden ve iyi düşüncelerle Müze binamızı Ağız ve Diş Sağlığı merkezine devreden; müzenin bahçesini de tören alanı yapan imzaları atarken hiç içleri sızlamamıştır”.
Oysa Sayın Cerrah’ın, uzun yıllar çalıştığı, gerek Sivas’ta Dünya Mirası listesinde girmiş Divriği Ulu Camii, gerekse İstanbul Arkeoloji Müzesi görgüsüne sahip olduğunu düşünüyoruz. Sayın Cerrah’tan henüz kazılmamakla birlikte her yeri tarih kaynayan ve bu nedenle çok geniş bir müze binası ve bahçesine pek yakın tarihte gereksinim duyacak Osmaniye’nin müze binasını; koltuk derdindekilerin küçük ilçe şovenizmi oyunlarına kurban ettiğini anlamasını bekliyoruz. Sağlık binaları kentin her yerinde olabilir, ama kent müzeleri gayet özellikli, geniş bina ve geniş bahçeler gerektirirler. Göz önünde olmaları ile gerek yerli ve gerekse yabancı turistlerin ilgisini çekecek, merkezi yerlerde olmalıdırlar.


Osmaniye’nin, İstasyon Caddesinde Baro lokali olarak kullanılan bina dışında dönem filmi çekilecek kentsel mekânı ve peyzajı neredeyse kalmamıştır. Eski parkının ve eski valilik binalarının bulunduğu bahçe içindeki kamu dairelerinin bu bakış açısıyla da korunması, Cumhuriyetin orta dönemiyle, ilçe Osmaniye’sini temsil eden mimari ve yeşil alanlar olarak gelecek kuşaklara aktarılması gerekirken son yaşananlar, valiler için düşüncelerimi doğrular niteliktedir. Başkan Kara ise kendinden bekleneni maalesef henüz vermemiştir.


Eğer mahkemesi zaman aşımından düşmedi ise İl Özel İdaresi İşhanı yapmak için yıkılan Cebel-i Bereket vali lojmanı binasını İstanbul Arkeoloji Müzesi gibi Osmaniye Müzesinin tarihi bir giriş kapısı olarak kullanma şansını da Osmaniye, kamu vicdanında olsun henüz yitirmemiştir. Buna inanıyorum.