20 Ekim 2009 Salı

Gecikmiş Haberler-4: ÇED uygun raporu ve yer seçim izni ‘ne hak ne de helâl’dir



17 Eylülü 2009 tarihli ÇİMENTO FABRİKASINA KARŞI OSMANİYE KASTABALA PLATFORMU’NDAN BASIN AÇIKLAMASI
(Basına verilmeyen uzun metin)

ÇED uygun raporu ve yer seçim izni ‘ne hak ne de helâl’dir

Kastabala'dan (Kesmeburun-1. Yer başvurusu) ve Kırmacılı'dan (2. Yer başvurusu) yasal ve barışçı yollardan kovaladığımız Osmaniye_Kadirli Üniversal Çimento Fabrikasının, üçüncü yer seçimi olarak; zeytinlikler, mera ve birinci derecedeki tarım alanları ve tescilli Roma medeniyeti kalıntılarının orta yerine, Köyyeri Köyüne 350 (üçyüzelli) metre, hâkim rüzgarları altındaki Aşağı Bozkuyu köyünün 950 (dokuzyüzelli) metre yukarısına çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) uygundur raporu aldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Ancak sırada Sağlık Bakanlığı’ndan insan sağlığına zarar vermeyeceğine dair Gayrı Sıhhi Müessese Ruhsatı’nın alınması vardı.
İstanbul'daki sel felaketi, yasalardaki sağlığı koruma bantları ve kıyı kenar çizgilerinin hangi nedenle konduğunu tüm dünyaya 35’den fazla ölü ve kayıp pahasına bariz olarak bir kez daha göstermiştir. Nehir ve denizlerin 100 metre uzağına ve birinci derecedeki sanayi tesislerinin ve şimdi sınırları genişletildiğini ve yeni hapishane ve lojmanlarına neredeyse 50 metre yaklaştığını öğrendiğimiz Osmaniye’deki gibi organize sanayi bölgelerinin en az 500 metre yakınına insanların içinde yaşayacağı, okuyacağı, spor yapacağı, dinleneceği (içinde cezaevleri ve ıslahevlerinin konutların ve memur lojmanlarının da bulunduğu başka insan uğraşlarında kullanılan) binaların yapılması, ani gelişen sanayi kazalardan (patlama, yangın, zehirli gaz yayılması gibi) ve doğal afetlerden genel toplumu korumak için yasaktır. Bu koruma bandını belediyesi olan yerlede belediyeler, belediye sınırları dışında imar ve iskân bakanlığı denetler ve ihlalini önler. ÇED raporu çalışmalarında ve denetlemelerinde sağlıkçılar bulunmaz. Konu daha çok tarım, çevre ve orman, su işleri ve kültür turizm bakanlıkları elamanlarınca değerlendirilir. Ancak ildeki bütün bakanlıkların il müdürlerinin yazılı oluru ve görüşü alınır.
Eğer sanayi tesisi yerleşim yerlerinin her yıl en çok esen (hâkim) rüzgârlarının üzerine yapılıyorsa aradaki uzaklık ve sağlığı koruma bandı, ekteki resimlerdeki gibi rüzgârın estiği yönde (GSM) daha geniş tutulur. ÇED ve Gayri Sıhhi Müessesese Ruhsatlandırması birbirinden farklıdır; birbirinin yerine geçemez. Zira ÇED daha çok insan dışındaki canlı (doğal ve evcil) ve cansız varlıklar üzerindeki zararı, GSM mevzuatı ise müessesesenin daha çok insan ve toplum sağlığına barışta ve normal çalışma koşullarında, afet, savaş ve olağanüstü durumlardaki etki ve zararlarını inceler. Ancak GSM mevzuatına göre eğer bir işletme aynı zamanda ÇED mevzuatına da tabii ise ÇED uygundur raporu alındığında bu, GSM ruhsatlandırmasının birinci aşaması olan “yer seçim raporu uygundur” raporu yerine sayılır. İşte sorun buradadır. İçinde sağlıkçıların aktif olarak bulunmadığı bir ÇED çalışmasının sonucunda sadece il sağlık müdürlüğünün görüşü alınarak daha sonra ağırlıklı olarak sağlıkçılarca etraflıca etraflıca değerlendiremesi gereken GSM değerlendirmesinin (Sağlık Etki Değerlendirmesidir) en önemli aşaması sağlıkçıların gıyabında değerlendirilerek sağlık müdürünün önüne konmuş olur.
Ciddi bir uzmanlık alanı olan tıpta halk sağlığı ve onun yan dal uzmanlık alanlarından çevre sağlığı bilgisi gerektiren bir konuda taşrada yeterli deneyimli uzman kadroların olmayışı nedeniyle İ sağlık müdürlüğü ilgili şubeleri nasıl olsa bizim işimiz değil diye (aslında yer seçim raporuna onay verdiklerini bilmeden) Çevre ve Orman Bakanlığı’nın ÇED raporu için istediğini “Yasa ve yönetmeliklere uygun olmak kaydıyla uygundur” mealinden bir görüşle yerine getirirken sonuçlarını bilmezler. Aslında ÇED raporu ki Sağlık etki değerlendirmesinin en kilit aşamasında çoğu zaman ilimizdeki nedeyse bütün yatırımlarda olduğu gibi yasa ve yönetmeliklere aykırıdır. Çünkü yöneticiler yasa ve mevzuatı da yıllardır yanlış uygulamaktadırlar.

Bu yönleriyle henüz gayri sıhhi müessese yer seçimi yerine geçen ÇED oluru ile Osmaniye-Kadirli Üniversal Çimento Fabrikası, eski adı gayri sıhhi müessese yönetmeliğinin yerine konan 14/7/2005 tarihli bakanlar kurulu kararıyla yeni adı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik hükümlerine;
2008 yılında yürürlülüğe giren Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliğine aykırıdır.
Zeytin Yasası zeytinliklerin 3 km yakınına, mera kanunu meraların yakınına, Kültür ve tabiat varlıklarını koruma mevzuatı da SİT alanların yakınına sanayi yatırımlarına izin vermez.
Fabrikaya verilen izin şu aşamaya kadar yasal gözükmektedir, ancak yönetmelikler göz ardı edilip arkasına dolanıldığı için; alınan ÇED uygun raporu ve yer seçim izni ‘ne hak ne de helâl’dir. Fabrikanın faaliyetleri sonucu doğacak ‘kul hakkı’ ödenemez. Elde edileceği veya getireceği söylenen ekonomik kazanç Osmaniye'ye ve fabrika’da çalışanlara helâl kazançlar getirmeyecektir.
İlimiz yöneticileri ve küçük bürokratları yasa ve yönetmelikleri bilmemektedir ve bu nedenle görevlerinin gerektirdiği ehliyette değildirler. Neredeyse tamamının işlerinden istifa ederek yerlerine bilgili ve cesur, memleket sever yöneticilerin atanmasına olanak sağlamaları gerekir. Halen yargı aşamasındaki davalarımızın sonuçlanmasını müteakip kendilerine “görevini kötüye kullanmak”tan suç duyurusunda bulunup “kamuyu zarara uğratmak ve yurttaş hukukunu gasp etmekten” tazminat davaları açılacaktır.
Çiftçiliğin para kazandırmadığı günler geçicidir. Tarımdan para kazanamıyoruz, bari fabrikada iş buluruz düşüncesi geri dönülmez zararları içeren hatalı bir düşüncedir. Zira sanıldığı gibi çimento fabrikalarında köylüler çalış(a)maz. Makinalar çalışır.
Kalkınma ve iş alanı yaratma iddiası ile Osmaniye'ye, bereketli dağımıza ve yılda üç kez tarım yapılan bu bereketli topraklara yapılan bu çok uluslu düşman saldırılarını ve haçlı severlerini püskürtecek onurlu, helal kazanç sahibi, yurtsever, gerçek ülkücü ve takva sahibi Osmaniyelilerin hâlâ var olduğunu düşünmek istiyoruz.

Çimento Fabrikasına Karşı Osmaniye Kastabala Platformu
Sözcüsü Halil Çelikkıran

Platformumuzun Adını Değiştirdik

Platformumuzun Adı OSMANİYE KASTABALA ÇEVRE PLATFORMU oldu

Erzin-Burnaz sahiline yapılacak kömürlü termik santrallar, Toprakkale Kalesi'nin burnunun dibine kömür eleme tesisi, Onganize sanayi bölgesinin sınırlarının genişletilmesi ve ağır sanayi tesislerine açılması; çimentocuların halen ilimiz sınırları içerisindeki üçüncü bir yere ÇED olur raporu almaları. Bunlara ek, bugün, Halet Çambel'in son uyarısı: "Karaoğlanoğlu Parkı karşısındaki Osmaniye eski kaymakamlık ve eski valilik binasında kurulan Müze'mizin bahçesindeki Atatürk ve Rahime Hatun heykellerinin sökülerek yerine tören alanı yapılıp müze binasının da Sağlık Bakanlığına diş merkezi ek binası olarak verilmek istenmesi;
"İlimizin, ruhlarımızı geride bırakan ve bu nedenle iyi mi kötü mü olduğunu takip etmekte zorlandığımız süratteki bir park ve kavşak düzenlemeleri, Askeri Garnizon'unun başka bir yere taşınıp yerine yeni kent parkı yapılmak istenmesi, Vali Cerrah ile hız kazanan ve 10 yıl içerisinde Osmaniye'nin kalkınma ve iyileştirme hamlesinin tamamlanıp 1,5 milyon nüfulu modern bir kent haline getirilme planının Başkan Kara tarafından beş yıla çekilmesi duyumlarımız; TURSAP heyetlerinin, sanayicilerin ilimizi ziyaretleri.

Bütün bunlar platformumuzun adını çimento fabrikaların mücadelesinin dar kalıbından çıkarıp İl çevre sorunlarına genişletmeyi düşündürdü. Yeni adımız bugünden sonra OSMANİYE KASTABALA ÇEVRE PLATFORMU'dur.
Vatana millete ve Osmaniye'ye hayırlı olsun.

Gecikmiş Haberler-3: Burnaz Siteleri Termik Santrallara Karşı Pankart açtı

Umur Gürsoy, 12 Eylül 2009'da şu mesajı ve resimleri yollamıştı:

Burnaz Siteleri Termik Santrallara Karşı Pankart açtı

Bu yazın sonunda en sonunda astırabildiğimiz ve bayramda da asılacak olan pankartlarımız. Geç ve güç oldu ama güzel oldu.

Yumurtalık Körfezinde denizde diğer sitelerde yazlığı olan bulunan Osmaniyeli ve Erzinli ve Antepli arkadaşlarımızın da aynı şeyi yapmaları lazım. Size bir tane de Sugözü panoraması ve ona kömür getiren boşaltılmayı bekleyen devasa gemilerin fotoğrafını gönderiyorum. Sugözü Termik santralının kurulu gücü 1200 MWe ve ithal kömürle çalışıyor.

(İçinde Burnaz sahiline yapılacak 7 tanesinin de bulunduğu,) Erzin ve Dörtyol'un da bulunduğu İskenderun ve Yumurtalık sahili arasındaki 50 kmlik sahile birbirne çok yakın toplam kurulu güçleri 7 (yeri adet) Sugözü Termik santralı olan irili ufaklı tam 17 kömürlü (biri doğal gaz ve kömür çevrim) termik santral kurulması planlanıyor. Ne dersiniz? Yazlıkların(ızın) fiatı artar mı?:((

Bir de Sugözü termik santralı nedeniyle suyu 8-12 derece ısınan körfezde çoğalan dev deniz analarından bir kaç grup resmi de hediyem olsun. Çukurova Üniversitesi Su ürünleri mi yoksa Hatay M. Kemal Üni Su ürünlerinden bir bilgin geçenlerde Renkli basını Çukurova ilavelerinden birisine güya şöyle yumurtlamıştı : "Akdeniz'in suyu ısındı o yüzden Kızıldeniz'de ki deniz anaları İskenderun Körfezini sevdi. Korkacak birşey yok." Yahu niye ısındı Akdeniz'in suyu? Bugüne kadar niye sevmemişler dev deniz anaları da şimdi sevmeye başlamışlar körfezi ve deniz anaları balık yumurtası ile mi besleniyor acaba? Zaten bozulan balık yatakları ve deniz doğasına bir de deniz anası saldırısı ve saygıdeğer bilginlerimizin nedenselikten yoksun yumurtlamaları! Hiç kimse de yanıt vermedi kendisine. Taşlar bağlı malum.
Bayramda ben Bursa'da anne baba eli öpmedeyim. Herkes iyi bayramlar.
Sevgilerimle
umur gürsoy







































Gecikmiş Haberler: Dün ve Bugünün toplantı notları

11 Eylül 2009 tarihinde platformumuz üyelerinden bilgilendirme ve propaganda sekreterimiz Dr. Umur Gürsoy, üyelerimize internet üzerinden şu mesajı çekerek yapılan toplantılardan haberdar etmiş:

Kavaklarını övmekten;
Kuru kuruya sevmekten
Ne çıkar ki memleketim

Kara toprağa eğilip,
Yüzümün terini silip
Bir tek kavak dikemedim...


Nazım Hikmet Ran


Sevgili Osmaniyeli çimento fabrikası karşıtları ve çağdaş yaşam savunucuları,

09.09.2009 Çarşamba günü saat 20.30'da yaz sezonunu bitirip yeni çalışma sezonunun ilk çarşamba (sohbeti) toplantısını yaptık. Diğerlerinden farklı olarak bu kez büyük bir katılım vardı; çünkü aramıza Zehra Edebali katıldı. Kendisi Bilkent Üniversitesi Halkla ilişkiler bölümünde okuyormuş ve Osmaniye'nin genç iş kadınlarından ve bize büyük bir ivme katacağı ilk günden anlaşıldı.
Zehra Hanım'dan başka sen ben bizim oğlana benzer bir katılım oldu. Metin Önal, ben, Halil Çelikkıran, oğlu Veli Çelikkıran, Ali Tıraş ve Tuğba Tarhan ve Hüseyin Kök. Hakan Şenyiğit denize düşmüş, denizdeyim gelemiyorum diye kısa mesaj çekti.

Önce yaklaşan eğitim sezonu başlangıcı nedeniyle çağdaş yaşamı destekleme derneğininin yeni burslar yaratması için neler yapacağımızı tartışıp çok acele (bugün gününü 17 Eylül 209 Perşembe olarak belirledik) Osmaniye'nin ileri gelenlerinden oluşan birinci gruba (Organize sanayi ve Osmaniyeli iş adamları, üniversite ve hekim ağırlıklı) bir iftar yemeği vererek derneğimizi tanıtmaya karar verdik. Tabii tanıtım sonrasında sohbetlerdeki amacımız katılımcılardan öğrenci bursu destekçisi olmaları için sürekli banka ödemesi talimatı istenecek. Bugün bu yemeğe çağrılacakların listeleri ve yemek yer ve yemek salonunu eksikleri belirlenip görev paylaşımı yapılmaya çalışıldı.
Yemekte müzisyen dostlarımızdan sohbeti engellemeyecek volümde fasıl ve yemek müziği yapmalarını rica edeceğiz. Bu nedenle yönetim kurulununun hemendenizden çıkarak ve yayladan inerek iş başı yapmasını acilen talep ediyoruz.

Sonra ilimizin çevre sorunlarına ve şehir içinde yeni valimiz Celalettin Cerah ve yeni emniyet müdürümüzün uygulamaları anlatılarak tartışıldı.
Önce çevre sorunlarından söz edelim:
Bilindiği gibi Osmaniye organize sanayi bölgesi orta ölçeki sanayiler için yer seçimi ve ruhsatlandırması yapılmış bir sanayi bölgesidir. Bu bölgeye yapılacak orta ölçekli (tekstil, yem, un gibi ağır olmayan) sanayi tesisleri ortak alınmış Çevresel etki değerlendirme belgesinden yararlanarak ayrıca bir ÇED belgelendirmesi sürecinden geçmezler.

Ancak ikisi bitmiş, ücüncüsü inşaa halinde üç ağır sanayi tesisi (demir çelik üretimi) orta ölçekli sanayi bölgemize yapılmıştır ve organize sanayi bölgesinin sınırlarına yeni bir arazi eklenmesi için ÇED ve ruhsatlandırma süreci sürmektedir. Bu durum, daha şimdiden Toprakkale ilçesini dumana boğan yeni fabrikalara yenilerinin eklenmesi demektir. Duyduğuma göre yeni eklenen bölge yeni yapılan cezaevine ve ceza evi lojmanlarına yeklaşık 100 metre yaklaşmaktadır. Oysa böyle bir organize sanayi bölgesinin sağlığı koruma bandının en az 500-1000 km olması geekir ve bu banttın öncesine (içine) hiçbir mesken, spor tesisi, okul ve insan yerleşimi yapılamaz. Cezaevi lojmanlarındaki çalışanlar ve aileleri ve mahkumlar için büyük sağlık riski vardır. Bu yönüyle yeni bögeye izin verilemez. Diğer bakanlıkların izinleri ayrıca bilinmemektedir.

Toprakkale Kalesinin kaleye çıkan toprak yolunun E-5 devlet karayolunu kestiği noktanı hemen karşısına, kaleye neredeyse 500 metre uzağa ve hakim rüzgarı üstüne bir kömür eleme ve depolama tesisi ruhsatlandırılmak istenmektedir. Kültür bakanlığı ve dibindeki mera varlığı yönünden Tarım bakanlığının ve Karayolları Genel müdürlüğünün engelleri söz konusu olmalıdır. Bizler de konuyu takip etmeliyiz.

Erzin Burnaz kumsalına yapılmak istenen ve kurulu güçleri 6 adet Sugözü termik santralı (7200 MW) büyüklüğünde biri hariç hepsi ithal kömürlü termik santral ve Çimento fabrikasının ÇED olur verilen yeni yerinin bilgilendirimesi için Osmaniye merkezde ekim ayı içinde bir panel yapılması önerisi destek buldu.

Çimento fabrikası ile mücadelede köylü arkadaşlardan bize henüz bir toplantı daveti gelmedi. Bu yönüyle davetsiz gitmenin uygun olmayacağını düşünüyoruz, ancak bu durumu kabullenmek de istemediğimiz için köylülere dağıtılmak üzere yeni yer seçimine özel bir çimento fabrikasını anlatan broşürü yaratıp en azından Köyyeri, Aşağı ve Yukarı Bozkuyu ve Bahçe köylerine dağıtılması da kararlaştırıldı.

Arif Keskiner'in geçen hafta yaptığı Osmaniye ziyaretinde ve sonrasında dile getirip önerdiği "Kültür bakanı Ertuğrul Günay'a açık teşekkür" önerisi de kabul gördü ve metnin hazırlanması için imeceye açıldı Arif ağabey bu teşekkür metni taslağını sen İstanbuldan yollasan, biz de burada basın yoluyla (ve siz İstanbul'da eş zamanlı olarak) açıklasak.

Daha sonra Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi (kısaltması OKÜ olarak yapılıyormuş) İktisat fakültesinden gelen açık uçlu sorularla dolu Osmaniye'yi nasıl bilirdiniz mealindeki anketin doldurulup yollanması için Metin Önal'ın bizlere birer soru kopyası vermesi beimsendi. Eğer Metin bize soru metnini hızla döndürürse ayın 14'ünde geri istenen anketin sorularını iyi ve amacına uygun yazabiliz.

Burs toplama ve iftar yemeği organizasyonunu yapabilmek için 17 Eylülde. Edebali Petrol arkasındaki çimenlik bölümde açık hava iftar olarak yapılacak organizasyona kadar her akşam dernek binasında (İstasyon cd. Karakol karşısı) saat 20.00'de toplanmaya başladık. Böylece üzerimize aldığımız pekçok görevle birlikte propaganda broşürü, anket cevapları ve davet edileceklere gidecek ziyaretçi ekiplerinin belirenmesi ve günlük gelişmelerin kritiğinin yapılması mümkün olacak.

Tek eksiğimiz sizsiniz.

Yarın ve her zaman hepinizi çağdaş yaşamı destekleme derneğine üye, burs destekçisi ve gönüllü olarak "kavak dikmeye" aramızda bekliyoruz.

Tarihte bu günler:

09 Eylül 2009 Çarşamba: İzmir'in Kurtuluşunun, CHP'nin ve Boğaziçi Üniversitesi kuruluşunun,Sinema yönetmeni ve oyuncusu Yılmaz Güney'in ölümümün yıldönümü.

10 eylül 2009 Perşembe: Türkiye Komünist Partisi (TKP) kuruluşunun ve Türkiye İşçi Partisi Adana eski il başkanı Avukat Ceyhun Can öldürülüşünü yıl dönümü;

11 Eylül 2009 Cuma: Çukurova Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Nöroloji Kürsüsü Başkanı Profesör Dr. Fikret Ünsal'ın öldürülüşünün ve New York'un ''İkiz Kule'' gökdelenlerine yolcu uçaklarıyla terörist saldırının düzenlenişinin yıldönümleri.

Sevgilerimizle.
Umur Gürsoy

Gecikmiş Duyurular: Çelikkıran Annesini Kaybetti

Çelikkıran annesini kaybetti

Osmaniyeli çevreci arkadaşımız, platformumuzun sözcülerinden Halil Çelikkıran, 31 Ağustos 2009 saat 20.00'de annesini sonsuzluğa uğurladı. Kendisine baş sağlığı, ölene rahmet diliyoruz.

27 Ağustos 2009 Perşembe

KASTABALA KAZISI HIZLI GİDİYOR, AMA!

ÖNEMLİ UYARI: Fotoğrafların hertürlü hakkı Kazı başkanı Gaziantep Üniversitesi Arkeoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgut Hacı Zeyrek'e aittir. Kendisinden izin alınarak yayınlanmıştır.










KASTABALA KAZISI HIZLI GİDİYOR, AMA!

Arif Keskiner, Osmaniye’nin ünlü sinemacı kardeşlerinin büyüğü, namı diğer Çiçek Arif ağabeyle birlikte Osmaniye’nin çevreci doktoru Umur Gürsoy, Çevreci Halil Çelikkıran, Gazeteci Ali Tıraş, Keskiner’in yeğeni Murat’ta ve o anda ören yerini gezmekte olan Anadolu Kültür ve Sanat Derneği Başkanı İbrahim Çenet ve arkadaşlarından oluşan bir grup, 25 Ağustos 2009 Salı günü Kastabala Kazısına ve Çimento fabrikasının üçüncü yer başvurusunun yapıldığı ve ÇED raporunun uygun olarak verildiği gayrı resmi olarak bilinen Köyyeri ve Yukarı Bozkuyu köyleri arasındaki mevkii incelemek ve kazı heyetine başarılar dilemek için bir gezi yaptılar. Kazı başkanı Gaziantep Üniversitesi Arkeoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgut Hacı Zeyrek ve ekibi ile sohbet edip bilgi alarak kazıyı gezen grubumuz başarı ve teşekkür mesajlarımızı sizler adına tekrarladı (bkz. Resimler)

Üçüncü yer deyince pek çoğunuz bir de ikinci yer başvurusu mu var dediğinizi duyar gibi oluyoruz. Evet, yatırımcı İspanyol Üniversal Çimento A.Ş. ve onun yerli işbirlikçileri Kastabala Antik Kenti üzerine Çimento fabrikası kurmak için ilk yaptıkları başvuru çevrecilere ve mahkemeye takılınca ikinci yer olarak Kadirli’nin Köyyeri ve Kırmacılı Köyleri arasındaki bir araziyi teklif edince orman ve Tarım Bakanlıklarının birinci derecede tarım alanı, zeytin yasası (zeytinliklere 3000 metre yakına kadar sanayi tesisi kurulamaz hükmü) ve orman yasasından gelen doğal SİT engelleri nedeniyle 3. Fabrika yeri olarak bu kez de Köyyeri ve Aşağı Bozkuyu köyleri arasındaki Köyyeri Köyüne 350 ve rüzgar altındaki Aşağı Bozkuyu Köyüne ise 950 metre uzaklığa yapılan yeni yer başvurusuna
a) Köy merası
b) Birinci derece tarım arazileri ve
c) Zeytinliklere
d) Yerleşim yerine (Köyyeri Köyü) 350 metre uzak olmasına
Aşağı Bozkuyu'ya 950 metre ve köyün hakim rüzgarları üzerinde olmasına rağmen rağmen nasıl ÇED oluru (Çevresel Etki Değerlendirmesi yönünden uygun) verildiğini hakkında Çevre Bakanlığı'ndan ve bu oluru uygundur yazıları ile oluşturan başta Tarım, Çevre ve Orman ile Sağlık ve Meteoroloji müdürlüklerinden vb yerel il müdürlüklerinden herhalde yine mahkemede hesap soracağız.

Bu konuda Osmaniye’yi ve yöreyi iyi bilen bir bilim insanı söz konusu ÇED uygun raporu verilen bu üçüncü fabrika yeri için şöyle diyor: “Zeytinliklerin kesilemeyeceğine, meraların bozulamayacağına ilişkin kesin yasa hükümleri var deniyor. Mera konusunda eli zayıflatmak için oynanacak oyunu köylüler kendileri biliyorlar: Meralıktan çıkarıp Milli Emlak'a devretmek, sonra da Milli Emlak'tan Hazine arazisi satışı ile çimentoculara satmak. Herhalde (çimentocular) zeytin ağaçlarını da kesmeyeceğiz diyecekler.

Kesmeburun'da çevre kirlenmesi tehlikesi yalnızca Kastabala vadisi içindi, oysa burada durum çok daha vahim: bütün Koçyurdu, Endel, Yalnızdut, Amberinarkı, Aşağı ve Yukarı Bozkuyu, Ciğcik; belki Kerimli'ye kadar, rüzgarın etkisine bağlı olarak. Seçimler ve siyaset nedeni ile Bozkuyu köylerinden pozitif bir oluşum olası değil. Tehlike yalnızca Bozkuyu için değil. Tüm köylerin tehlikenin farkına varması gerekiyor. Orada yüzlerce, binlerce dönümlük tarlası olan köylüler o topraktan ekmek yiyorlar.

Burada çok ciddi olarak Çukurova'nın Osmaniye sınırlarında kalan (doğu) kısmının mahvı söz konusu. Lodos estiğinde ayrı, Poyraz estiğinde ayrı. Tarımın yok olması, ovanın yok olması demek.”
Merak etmeyin. Her konunun takipçisiyiz. Köylülerimizle, aydınlarımızla, vatanseverlerimizle, milliyetçilerimizle, takva sahibi gerçek dindarlarla el ele güzel günler göreceğimize ve kirli yabancı sermayeyi Çukurovadan söküp atacağımıza kimsenin şüphesi olmasın.

3 Haziran 2009 Çarşamba

ÇİMENTO FABRİKASI DAVALARIMIZIN BİLİRKİŞİ

KEŞİFLERİ YAPILDI
Kastabala Antik Kenti ve Kesmeburun Köyü bitişiğine yapılması düşünülen Üniversal AŞ. Ye ait çimento fabrikası ile ilgili açılan davaların yerinde keşif çalışmaları 2 Haziran 2009 Salı günü tamamlandı.
Çimento Fabrikasına Karşı Osmaniye Kastabala Platformu temsilcileri ile Kesmeburun, Kazmaca ve Yeniköy köylülerinin açtığı ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) raporunun yürütmeyi durdurma ve iptali davasına bakan Adana 2. İdare Mahkemesinin tayin ettiği yeni bilirkişiler ile mahkeme naip üyesi, davalı çevre bakanlığı temsilcisi, davacılar adına Av. Yeşim Dağgeçen Ayaz yerinde inceleme yapmak üzere Kesmeburun Köyünde belirlenmiş olan fabrika yapım sahasını, Kastabala antik kentini, Kırmıtlı Kuş Cenneti’ni, Kazmaca Köyü yakınındaki olası kil alım sahasını, yöredeki ekili dikili araziyi, zeytinlikleri kapsamlı bir şekilde gezip incelediler.
Aynı gün ve aynı saatlerde Adana Barosu ile Mimar ve Mühendisler Odası’nın açtığı plan iptali davası için gelen ayrı bir bilirkişi heyeti de aynı kapsamlı incelemeyi kendi açılarından yaptılar.
Davacılardan Halil Çelikkıran, Seydi Babaoğlu, Hakkı Şenyiğit, Kesmeburun Köyü Yeni Muhtarı Mustuk Pampalı ile birkaç Kesmeburun köylü arkadaş yapılan incelemeleri izlediler.
Bilindiği gibi Adana 2. İdare Mahkemesince atanan ilk bilirkişiye itirazımız Türkiye’de bir ilk olarak kabul görmüş ve yeni bilirkişi atanmıştı. Yine de özellikle itirazımızda bulunmasını istediğimiz halk sağlığı ve arkeoloji bilim dallarından temsilci bulunmayan bilirkişinin raporunu ve “Adana’da hakimler var” bilinci ile davanın sonucunu sabırla bekleyeceğiz.


Yazının açıklaması:

ÇİMENTO FABRİKASI DAVALARIMIZIN BİLİRKİŞİ KEŞİFLERİ YAPILDI
Kastabala Antik Kenti ve Kesmeburun Köyü bitişiğine yapılması düşünülen Üniversal AŞ. Ye ait çimento fabrikası ile ilgili açılan davaların yerinde keşif çalışmaları 2 Haziran 2009 Salı günü tamamlandı.


Çimento Fabrikasına Karşı Osmaniye Kastabala Platformu temsilcileri ile Kesmeburun, Kazmaca ve Yeniköy köylülerinin açtığı ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) raporunun yürütmeyi durdurma ve iptali davasına bakan Adana 2. İdare Mahkemesinin tayin ettiği yeni bilirkişiler ile mahkeme naip üyesi, davalı çevre bakanlığı temsilcisi, davacılar adına Av. Yeşim Dağgeçen Ayaz yerinde inceleme yapmak üzere Kesmeburun Köyünde belirlenmiş olan fabrika yapım sahasını, Kastabala antik kentini, Kırmıtlı Kuş Cenneti’ni, Kazmaca Köyü yakınındaki olası kil alım sahasını, yöredeki ekili dikili araziyi, zeytinlikleri kapsamlı bir şekilde gezip incelediler.
Aynı gün ve aynı saatlerde Adana Barosu ile Mimar ve Mühendisler Odası’nın açtığı plan iptali davası için gelen ayrı bir bilirkişi heyeti de aynı kapsamlı incelemeyi kendi açılarından yaptılar.
Davacılardan Halil Çelikkıran, Seydi Babaoğlu, Hakkı Şenyiğit, Kesmeburun Köyü Yeni Muhtarı Mustuk Pampalı ile birkaç Kesmeburun köylü arkadaş yapılan incelemeleri izlediler.

Bilindiği gibi Adana 2. İdare Mahkemesince atanan ilk bilirkişiye itirazımız Türkiye’de bir ilk olarak kabul görmüş ve yeni bilirkişi atanmıştı. Yine de özellikle itirazımızda bulunmasını istediğimiz halk sağlığı ve arkeoloji bilim dallarından temsilci bulunmayan bilirkişinin raporunu ve “Adana’da hakimler var” bilinci ile davanın sonucunu sabırla bekleyeceğiz.